Anlamı olan anlatılar kuruyoruz.
Kamu, kültür ve kurumsal projelerde anlatı temelli üretim modeliyle çalışırız.
Anlatı merkezli projeler geliştiriyoruz. Projelerimiz farklı bağlamlarda şekillense de aynı ilkeye dayanır: hafızaya temas eden ve zamana dayanacak hikâyeler kurmak. Çalışmalarımızda formatlardan çok, anlatının niteliğine ve kurduğu ilişkinin kalıcılığına odaklanırız.
Medeniyetlerin, kültürel birikimlerin ve anlam dünyalarının
zaman içinde nasıl şekillendiğini odağına alan anlatılar geliştiriyoruz.
Tarihsel olayları yalnızca aktarmakla kalmaz;
bu olayların ardındaki hafızayı, sürekliliği
ve insanla kurduğu bağı görünür kılmayı amaçlarız.
Şehirlerin, yapıların ve mekânların
zaman içinde biriken katmanlarını merkeze alan anlatılar üretiriz.
Amacımız bir yeri tanıtmak değil;
o mekânın taşıdığı hafızayı, geçirdiği dönüşümü
ve insanla kurduğu ilişkiyi anlamlı bir anlatıya dönüştürmektir.
Kurumların ve markaların yalnızca ne yaptıklarını değil,
neden var olduklarını merkeze alan anlatılar geliştiriyoruz.
Kurumsal geçmişten beslenen değerleri,
dönüşüm süreçlerini ve zaman içinde oluşan hafızayı
anlatı diliyle görünür kılarak sürdürülebilir bir marka kimliği oluştururuz.
Toplumsal meseleleri, kamusal alanları ve ortak hafızayı
merkeze alan projeler geliştiriyoruz.
Bu çalışmalar, gündelik olana temas ederken
geçici etki yaratmayı değil,
toplumla uzun vadeli bir bağ kurmayı hedefler.
Anlatının biçimini, görsel dilini ve yeni ifade imkânlarını araştıran projeler üretiriz. Yapay zekâ ve yeni üretim araçlarını bir gösteri unsuru olarak değil, anlatının derinliğini ve etki alanını genişleten bir yaratıcı araç olarak konumlandırırız.
Yaptığımız iş,
bir format üretmekten çok
anlatı alanı açmaktır.